Asla Bilmiyen İle Tartışma

Yazar Cenk Sabuncuoğlu. Kategorisi Hikayeler, Holistik, Yaşam Koçu

Hindistan da çok ünlü bir ressam varmış…
Herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş… Ve onu “Renklerin Ustası” anlamına gelen Ranga Çeleri olarak tanısa da; kısaca Ranga Guru derlermiş…

Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi ise artık eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak Ranga Guru’ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş…

Ranga Guru ise;
- Sen artık ressam sayılırsın Raciçi.. artık senin resmini halk değerlendirecek. diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Raciçi denileni yapmış… Ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor… Çok üzülmüş tabii. Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki.. Alıp resmi götürmüş Ranga Guru’ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş.

Ranga Guru üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Raciçi yeniden yapmış resmi ve gene Ranga Guru’ya götürmüş. Tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş Ranga Guru… Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte… Ve yanına insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile birlikte bırakmasını istemiş.

Raciçi denileni yapmış…
Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da, boyalar da kullanılmamış… Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru’ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış..

Ranga Guru ise;
Sevgili Raciçi, sen birinci konumda insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşabileceğini gördün…
Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı…
Oysa ikinci konumda onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin… yapıcı olmak eğitim gerektirir… Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi…

Sevgili Raciçi Mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın.. Emeğinin karşılığını ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın… Onlara göre senin emeğinin hiç bir değeri yoktur…

Sakin emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma…

Yankı..

Yazar etana. Kategorisi Farkındalıklı Bilgi, Hikayeler

Bir babayla sekiz-dokuz yaşlarındaki oğlu dağlarda yürüyüşe çıkmışlardı. Çocuğun ayağı birden kaydı ve düştü, incinen ayağının sıkıntısıyla haykırdı:
“Aaaahhhhhhhhh!” Sesi karşı dağlardan yankılanıp aynen geri döndü:
“Aaaahhhhhhhhh!” Daha önce böyle bir şeyle karşılaşmamış olan çocuk çok şaşırdı ve merakla bağırdı: “Kimsin sen?!”
Cevap gelmekte gecikmedi:
“Kimsin sen?!”
Çocuk bu cevaba öfkelendi:
“Korkak!” Cevap aynıydı:
“Korkak!”
Bunun üzerine babasına dönüp sordu:
“Neler oluyor baba, anlamıyorum?”
Babası gülümsedi ve
“Dikkat et oğlum” dedi.
Sonra da karşı dağa doğru bağırdı:
“Her şey çok güzel!”
Dağdan gelen ses cevapladı:
“Her şey çok güzel!” “Seni seviyorum!” “Seni seviyorum!”
Çocuk hâlâ hayret içindeydi, ama yine de anlayamamıştı. Daha sonra babası açıkladı:
“İnsanlar buna ‘yankı derler, ama o aslında hayatın ta kendisidir. Söylediğin ya da yaptığın her şeyi aynen sana iade eder. Hayatımız, yapıp ettiklerimizin bir yansımasından başka bir şey değildir. Dünyanın daha sevgi ve adalet dolu olmasını istiyorsan, kendi kalbini sevgi ve adaletle doldurmaksın. Başkalarının şefkatli olmasını istiyorsan, senin şefkatli olman gerekir. Bunu her şeye uygulayabilirsin: hayat ona ne verdiysen, onu sana aynen iade eder.”
“Hayata yön veren öyküler” Adlı Kitaptan

Beş incelik,Dört kötülük..!

Yazar Begüm ERDOĞDU. Kategorisi Hikayeler, Holistik

Konfüçyus  dedi ki;

Beş inceliği yücelt, dört kötülükten kurtul!

Öğrenci sordu:

Bu beş incelik nedir?

Konfüçyus yanıtladı:

1- İyi insanlar , müsrif olmadan eli açık olurlar,

2- Gocunmadan çalışkan olurlar,

3- Haris olmadan istek duyarlar,

4- Mağrur olmadan rahat davranırlar,

5- Ürkütücü olmadan saygın olurlar.

Öğrenci sordu:

Dört kötülük nedir?

Konfüçyus yanıtladı:

1- Nasihatsız infaz; bu, gaddarlıktır.

2- Öğretmeden başarıları ölçmek; bu, kabalıktır.

3- Yönetimde gevşek olup sınırları koymak; bu, kötü niyettir.

4- Başkalarının hakkını verirken cimri davranmak; bu, bürokrat olmaktır.

Begüm ERDOĞDU

Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen hiç ol. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir..

Hayat sizin ona baktığınız yönde güzeldir..

Yazar Cenk Sabuncuoğlu. Kategorisi Farkındalıklı Bilgi, Hikayeler

Bir defasında Rus çarı at arabasıyla ülkesini dolaşıyormuş.

Araba yoldaki kanal inşaatının önünde durmak zorunda kalmış.

Yolunun üzerinde kanal kazan işçiler, Çar’ın arabasını görünce heyecanla irkilmişler.

Çar arabadan inmiş ve kan ter içinde kalan bir işçiye sormuş:

“Bu kadar yoruluyorsun, kan ter içinde kalıyorsun peki iyi para kazanabiliyor musun?”

“Bana yetecek kadar kazanıyorum efendim diye yanıt vermiş işçi.

“Yani ne kadar ” diye tekrar sormuş Çar.

İşçi başını öne eğmiş ve şöyle yanıt vermiş;

“Borçlarımı ödeyebiliyorum, gelecek için faize yatırabiliyorum, Kalanı ile de hergün sıcak tasda yemek yiyebiliyorum efendim ”

Çar çok şaşırmış,

Ülkede bu kadar az para kazanan, boğaz tokluğuna çalışan bir kanal işçisi nasıl olurda bu kadar az parayı, bu kadar çok yerde, bu kadar verimli kullanabilir diye merak etmiş.

Dayanamadan tekrar sormuş:

“Peki paranı nasıl yettirebiliyorsun da bu kadar faydalı işe fırsat bulabiliyorsun?”

İşçi yanıt vermiş:

“Babama bakıyorum : Bu eski borçlarımı ödediğim anlamına gelir.

Oğlumun nafakasını çıkarıyorum: Bu ise gelecek için yatırım yaptığım anlamına gelir. Yani böylece paramı faize yatırmış oluyorum.

Hergün bahçemde tek yetişen sebzeyi lahanayı yiyoruz: Olsun!! Lahana da sıcak yemektir. Karnımız doyuyor sevgili Çarım” demiş.

Çar fakir işçinin verdiği yanıttan çok etkilenmiş ve hemen onu bir kese altınla ödüllendirmiş.

Saraya döndükten sonra ise akıllı işçinin sözlerini, bir bilmece olarak yaverlerine sorup onları sınamış.

HAYAT SİZİN ONA BAKTIĞINIZ YÖNDE GÜZELDİR…

 

Konfüçyus

Yazar Cenk Sabuncuoğlu. Kategorisi Hikayeler

Konfüçyus, bazı insanlara bir şey öğretmenin en iyi yolunun bunu örneklerle göstermek olduğunu biliyordu. Bu yüzden sınıfın tam karşısına geçti.

Eline bir vazo aldı, tüm öğrencilerin görebileceği şekilde vazoyu havada tuttu. Diğer elinde bir elma vardı

Öğrencilerin meraklı bakışları arasında, elmayı vazonun içinde bıraktıktan sonra, vazoyu yere koydu ve şöyle dedi:

“Elmayı vazodan çıkarmayı başaran öğrenci, elmayı yiyebilir.”

Çocuklardan biri açıkmıştı, ilk o davrandı ve elini vazonun dar ağzından içeri soktu. Elmayı yakaladı, çıkarmaya çalışıyor ama başaramıyordu. “Elimi çıkaramıyorum!”

Konfüçyus,

Elmayı sıkı sıkı tutmaktan vazgeçmediğin sürece, elini çıkarman mümkün olmayacaktır,” dedi.

Çocuk elmayı elinden bırakmak istemiyordu; ama sonunda zorunlu olarak bıraktı. Elini vazodan çıkardığında, yüzünde şaşkınlık okunuyordu. Elmanın vazodan nasıl çıkarılabileceği konusunda sizin bir fikriniz var mı?

Konfüçyus, vazoyu yerden alıp ters çevirdi. Elma vazonun içinden yuvarlanıp avucunun içine düştü. Çocukların hepsi birden gülmeye başladı. Aslında o kadar basit bir şeydi ki bu! Konfüçyus, ”Fakat bu, göründüğü kadar basit değil,” dedi. Elmayı havada tutuyordu konuşurken.

“Bazen bir şeyi gerektiğinde bırakabilmek, zor bir iştir. Onu bırakabilmek de bir beceridir.Eğer bir şeyi zorla tuttuğunuzda, ulaşmak istediğiniz şeyi engellediğini görüyorsanız, o zaman onu özgür bırakmalısınız. Eğer yanlış bir şey yapıyorsanız, o zaman buna son vermelisiniz. Eğer kendinize ve başkalarına karşı dürüst davranmıyorsanız, bu hilekarlığı hemen durdurmalısınız. İşte, ancak o zaman hedefinize ulaşabilirsiniz.”

Seminerlerimiz

eğitim seminer

Eğitim Fotoğrafları

Video Galerisi

Yaşam Koçluk Eğitim Videoları

Haber Bülteni

Haber Bülteni Aboneliği için E-Mail Adresinizi Yazınız.

Facebook

Twitter